Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

En son konular
» selam herkese
Çarş. Ağus. 31, 2016 4:05 am tarafından Nokta ~

» ''Yine Yeni Yeniden'' ÖZEL HABER
C.tesi Şub. 07, 2015 1:03 pm tarafından Nokta ~

» ''Yine Yeni Yeniden'' ÖZEL HABER
C.tesi Şub. 07, 2015 1:01 pm tarafından Nokta ~

» Slm ben furkan
C.tesi Şub. 07, 2015 12:55 pm tarafından Nokta ~

» maNga Özel Röportaj | tv8
C.tesi Şub. 07, 2015 12:53 pm tarafından Nokta ~

» maNga - Yine Yeni Yeniden
C.tesi Şub. 07, 2015 12:44 pm tarafından Nokta ~

» Berksan ft.Hande Yener - Haberi Var Mı?
C.tesi Ocak 31, 2015 7:15 am tarafından Nokta ~

» maNga ve Cizgi Karakterleri
Perş. Ocak 29, 2015 9:03 am tarafından Nokta ~

» Birol Giray (BeeGee) feat. Ferman - İki Yol
Perş. Ocak 29, 2015 6:12 am tarafından Nokta ~

» maNga Macau’yu Fethetti
Perş. Ocak 29, 2015 5:58 am tarafından Nokta ~

» Film Tadında Video Klip
Perş. Ocak 29, 2015 5:50 am tarafından Nokta ~

» maNga Radyo Viva`ya konuk oluyor
Salı Ocak 27, 2015 9:05 am tarafından Nokta ~

» maNga - Hani Biz
Salı Ocak 27, 2015 8:59 am tarafından Nokta ~

» maNga - Hint Kumaşı
Salı Ocak 27, 2015 8:55 am tarafından Nokta ~

» Cartel ft. Ferman Akgül - Sen
Salı Ocak 27, 2015 8:42 am tarafından Nokta ~

» maNga-Fazla Aşkı Olan Var Mı?
Salı Ocak 27, 2015 8:40 am tarafından Nokta ~

» İşte Işıkları Söndürseler Bİle albümümüzün ikinci klibi
Salı Ocak 27, 2015 8:37 am tarafından Nokta ~

» EFFICACY: maNga
Salı Ocak 27, 2015 8:33 am tarafından Nokta ~

» Ferman Akgül Ve Halleri
Salı Ocak 27, 2015 8:31 am tarafından Nokta ~

» maNga- Rock'n Coke Libido.
Salı Ocak 27, 2015 8:29 am tarafından Nokta ~

En iyi yollayıcılar
KALÞSÌZ CADI (2562)
 
ЯUH ףЯΛŁłçӘSł (1846)
 
Nokta ~ (1322)
 
RuH UnutuRsun (1257)
 
hayalet (327)
 
qaMe 0weR (296)
 
gkce_maNga (269)
 
MmAnGa_MiRaYy (256)
 
Hüqo (172)
 
*z*e*y*n*e*p* (154)
 

Galeri


Anahtar-kelime

Aralık 2017
PtsiSalıÇarş.Perş.CumaC.tesiPaz
    123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031

Takvim Takvim

Anket

Sitemizde Üyelerin Fotoğrafları Diye bir Forum açılsınmı ?

80% 80% [ 4 ]
20% 20% [ 1 ]

Toplam Oylar : 5

Kimler hatta?
Toplam 2 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 2 Misafir

Yok

[ Bütün listeye bak ]


Sitede bugüne kadar en çok 290 kişi Ptsi Tem. 31, 2017 2:30 pm tarihinde online oldu.

19.yy Sanat Akımları

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

ilan 19.yy Sanat Akımları

Mesaj tarafından Dildar Geverî Bir Paz Haz. 27, 2010 9:15 pm

18.yüzyıl ise bir aydınlanma çağıdır .Rasyonalizm ve naturalizm gibi
akımlar ön plana çıkmıştır. İnsan beyni boş bir levhadır,önemli
olan,eğitimin
buna yazdıklarıdır.İnsan doğadan iyi olarak gelir, eğer bozulmuşsa
bunun nedeni
içinde yaşadığı kültür ve toplumdur. Aydınlanma çağı eğitimi kısaca
akılcı,
realist, yararcı ve mesleksel yetiştirme esaslarına
dayanmaktadır.18.yüzyılın
son çeyreği ile 19. yüzyılın ilk yarısında Alman klasik ve
idealistlerinde eğitim,farklı
şekilde görülür. Kişi maddi doğa üzerinde egemenlik kurmalı ve otonom
bir kişiliğe
erişmelidir. Kant’a göre bireysel eğitimin amaçları disiplinleştirme
,uygarlaştırma
,kültürleştirme ve ahlakileştirmedir. 18. yüzyılın ikinci yarısı ile
19.yüzyıl
, Sanayi Çağı’dır.Bu çağdaki eğitim akımları Batı ’da ki sanayi
devriminin yarattığı
toplumsal yapı ve onun sorunlarıyla paralellik gösterir. 1840’lı
yıllarda ve
özellikle buhar gücünün iş ortamında kullanılmasıyla başlayan sanayi
devrimi
yeni bir toplumsal hayat biçimin de beraberinde getirmiştir.Buhar gücü
ile çalışan
lokomotifler ve gemiler ,üretilen ürünlerin yeni dünyalara
ulaştırılmasını sağlamıştır.
İşçi sınıfının doğuşu, hızlı kentleşme ve makineleşmenin yer aldığı ve
sanayi
toplumu olarak adlandırılan bu dönemde insanlığın ilgisi sanayi ve
makinelere
yönelmiştir.

KLASİZM

Edebiyatta eski Yunan ve Roma sanatını temel alan tarihselci
yaklaşım
ve estetik tutumdur. Yeniden doğuş diye adlandırılan Rönesans
döneminde gelişmiştir.
Bu akamın izleri bir önceki dönemde Rebelais ve Montaigne de hatta
Aristoteles'tedir.
Klasizmin temel öğeleri kendi içinde soyluluk, akılcılık, uyum,
açıklık, sınırlılık,
evrensellik, idealizm, denge, ölçülülük, güzellik, görkemliliktir.
Yani bir
eserin klasik sayılabilmesi için bu özellikleri barındırması
gerekmektedir.
Kısaca klasik bir eser, bir üslubun en yetkin ve en uyumlu ifadesini
bulduğu
eserdir. Klasizm temellerini Rönesans aristokrasisinden alır. Klasizm
bir bakıma
aristokrasinin akımıdır.

ROMANTİZM

18. yüzyılın sonunda ortaya çıkan ve 19. yüzyılın ortalarına
kadar
uzanan akımdır. Kendisinden önceki klasizme bir tepki olarak ortaya
çıkmıştır.
Önce bir ön-romantizm dönemi denilen gelişmeler yaşanmıştır. Bu
gelişmelerin
en önemlisi, halkın beğenisinin klasizmin görkemli, katı, soylu,
idealize edilmiş
ve yüce anlatım biçiminden, daha yalın ve içten ve doğal anlatım
biçimlerine
kaymış olmasıydı. Romantizm, klasizmin düzenlilik, uyumluluk,
dengelilik, akılcılık
ve idealleştirme gibi özelliklerine bir başkaldırı niteliğindedir.
Romantizm,
doğduğu çağın akılcılığı ve maddeciliğine tepki olarak bireye,
öznelliğe, akıl
dışılığa, düş gücüne, kişiselliğe, kendiliğindenciliğe ve aşkınlığa,
yani sınırları
zorlayıp geçmeye önem verir. Tarihsel olarak bu dönemde gelişen orta
soylu sınıfın,
yani burjuvazinin duygu, düşünce ve yaşam tarzını ön plana çıkarır.
Zaten Fransız
devrimini hazırlayan görüşlerle aynı temellere sahiptir.

Soyluların zarif sanat biçimlerini yapay ve aşırı incelikli bulan bu
yeni sınıf,
duygusal açıdan kendisine yakın hissettiği daha gerçekçi sanat
biçimlerinden
yanaydı. Böylece romantizm gelişme ve yaygılaşma şansı buldu. Farklı
türlerin
yan yana olduğunu görüyoruz bu dönemde. Güzel-çirkin,iyi-kötü gibi..
umutlu
ileriye dönük bir yaklaşım söz konusu olmuştur. Bilimin etkisi yer yer
tarzda
etkili olmuştur. İnsanlar arasındaki eşitsizliğin temel sebepleri
incelenmiştir.
Ulusalcılığın benimsendiği bir akımdır. Bu dönemde eleştirmenler
tiyatro yaşantısından
uzak estetik kaygılara sahiptir. Klasik sanatla romantizm
kıyaslandığında iki
akım ve dönem arasındaki farkı daha iyi anlayabiliyoruz. Klasik sanat
17. ve
18. yüzyıllarda egemen olmuş bir sanattır. Tiyatronun yararlı ve
zevkli olması
ilkesi vardır. Anlatım incelikli ve sanatsal olmalıdır. Klasikler
Shakespeare’i
üstün bir deha olarak takdir edip değerlendirirken eleştirel bir
tutumda da
bulunmuşlardır. Shakaespeare’in üç birilik kuralına
uymazlığı,bilgisizliği,mantık
hataları yaptığı ve edebe,ahlaka çok bağlı kalmadığı düşünülerek
eleştirilmiştir.
Klasikçiler doğayı mantıklı bir düzen olarak görürler, ona akılcı
yöntemlerle
yaklaşırlar. Romantikler doğanın gizemli bir özü ,organik bir biçimi
olduğuna
inanırlar ve ülküsel olana doğru evrimleştiğini iddia ederler.
Romantikler bu
öze akıla değil,esin yoluyla ulaşacaklarına inanırlar. Dolaylı anlatım
yolunu
benimsemişlerdir. Klasik düşüncede sanatın tipik ve evrensel gerçeği
yansıttığı,
romantikteyse asal ve tanrısal gerçeği yansıttığı söylenir.

Klasik sanat nesnel bakarken,romantik sanat öznel bakar. Klasikte
inandırıcılık
önemliyken ,romantikte illüzyon yani yanılsama söz konusudur. Klasik
sanat akla
sağ duyuya yönelmekteyken romantik sanat duygular bu duyguların
verdiği coşkulara
yönelmektedir. Klasik sanat akılcı,ahlakçı,eğitici iken romantik
sanatta bütünle
uzlaşma aklın yalnız yeterli olamayacağı hakimdir. Romantizmde tiyatro
seyircisi
duygulanmalıdır. Duygulanma,acı çekme seyirciye zevk verir ilkesi
hakimdir.
Klasiklerin yanı sıra romantik yazarlar Shakespeare ‘e hayrandırlar.
Romantik
akım birey vicdanına ışık tutmuş insanı uygarlaştırmıştır. Biçimsel
kısıtlamaları
aşma ve düş gücüne özgürlük verir.

Ülkemizde Namık Kemal ‘in Celalleddin Harzemşah adlı oyunu ilk
romantik tiyatro
oyunumuzdur. Romantizmin en önemli habercisi Fransız filozof ve yazar
Jean Jacques
Rousseau'dur. Ama İngiliz yazarlar William Wordsworth ve Samuel Taylor
Coleridge'nin
1790 yılında birlikte yayınladığı Lirik Balatlar adlı eser romantizmin
bildirgesi
sayılır. Yine İngiltere'de William Blake, Almanya'da Friedrich
Hölderlin, Johann
Wolfgang von Goethe, Jea Paul, Novalis, Fransa'da Chateaubriand ve
Madame de
Stael ilk romantizm temsilcileridir. Victor Hugo, Alphonse de
Lamartine, Alfred
de Vigny, Nodier, Soumet, Deschamp, Alfred de Musset, büyük romantik
yazarlardır.

REALİZM:

Resim ve heykel sanatlarında,günlük yaşamı ve sorunlarını olduğu gibi
ve ayrıntılarıyla
biçimlemeyi amaçlayan anlayıştır. Bu akımı en iyi şekilde tanımlayan
ressam
Gustave Courbet “Ben hiç melek resmi yapmadım,çünkü hiç melek
görmedim.” demiştir.
Gerçekçilik 19. yy.’ın ikinci yarısında çıkmış olan popüler tiyatro ve
romantik
tiyatroya karşı bir akımdır. Nasıl ki romantizm klasizme bir
başkaldırı niteliğinde
ise gerçekçilik yani realizm ise, hem klasizme hem de romantizme bir
başkaldırıdır.
Romantizmin dramatik biçimlere,kalıplara karşı olan tutumu elbette
realizmin
yolunu açmıştır Bu akım 19 yy. Avrupası’nda görülen toplumsal,ekonomik
değişimlerden
oldukça etkilenmiştir Amaç, sanatı klasik ve romantik akımların
yapaylığından
kurtarmak, çağdaş eserler üretmek ve konularını öncelikle yüksek
sınıflar ve
temalarla ilgili değil, toplumsal sınıflar ve temalar arasından
seçmekti. Realizmin
amacı, günlük yaşamın önyargısız, bilimsel bir tutumla incelenmesi ve
bir bilim
adamının klinik bulgularına benzer nesnel bir bakış açısıyla ortaya
konmasıdır
. Fizik kuralları artık hakimdir. Örneğin Darwin’in türlerin
kökeni,insan evrimi
,doğal seleksiyom yazarların esin konusu olmuştur. Fizyoloji’de Claude
Bernard
, psikoloji’de Sigmund Freud isim yapmıştır. Tiyatro yazarları
arasında İbsen,
Hauptmann ,George Bernard Shaw ve Çehov’u sayabiliriz. Realizmde
dramatik olan
insanın yaşamını sürdürebilmesi için verdiği savaştır. İnsan varlığını
sürdürmek
ve onurunu korumak için çetin bir savaş vermek zorundadır ve ne kadar
gözü pek
olursa olsun o savaşa yenik düşecektir.

Realizmle romantizmde var olan yaşamdan kopukluk,toplumsal sorunlara
ilgisizlik
,hastalıklı duygusallık,yapaylığa karşı çıkılıp;toplumsal sorunlara
özellikle
eğilerek çağdaş tiyatronun temelleri atılmıştır. . Endüstrileşmenin ve
güçlenen
kapitalizmin sonuçlarıyla beslenmiştir. Bu dönemde köyden kente göç ,
sendika
,işçi hakları ,yoksulluk vb. gibi insana dair toplumsal sorunlar
varken romantizmin
deyim uygunsa suyu çıkmıştır. İdealist felsefeden materyalist
felsefeye geçilmiştir
artık. Romantizm düşsel olanı,gerçekçilik ise somut olanı tüm
gerçekçiliğiyle
göstermektedir. Ayrıca bu gerçekleri gösterirken realistler tüm
acılığıyla çirkinliğiyle
göstermekten hiç çekinmemişleridir. Gerçekçilikte kolay
çözümlemelerden kaçınılır
ve bir durum her yönü ile tartışılır. Tiyatro yazarlarının
seyircisinden beklentisi
oyundan gerçekmiş gibi etkilenmesi bunu yaparken de bir oyun
izlediğinin bilincine
varmasıdır. Sahnede illüzyon önemli bir yer taşımaktadır. Seyirci
gördüklerine
inanmazsa olayı bilimsel olarak alamaz.

Bu dönemin kendi uygulamalarıyla gerçekçi tiyatronun kuramını yaratan
Sranislavsky
her şeyden önce yapay oyunculuğa,tiyatrosallığa dış kalıpların
ezberlenerek
yinelenmesine karşıdır. Modern tiyatro bize ne kazandırmalıdır?
Stanislavsky’e
göre yaşamın yalnızca yansıması verilmemeli;korkunç,gizli bir gerilim
içinde
yaşamda var olan her şey yansıtmalı;sanki günlük yaşammışçasına yalın
ama gerçekte
tüm coşkuların soyutlaştırıldığı ve canlı tutulduğu kesin ,ışıklı
imgelerle
canlandırılmalıdır. Bilinçaltı yaratıcılığını harekete geçirmek için
sihirli
eğer formülü geliştirmiştir. Çok önemli olan bir nokta var ki “ deneme
yanılma
yöntemi ile geliştirilen bu sihirli eğer çalışmasında oyuncu kendi iç
gerçeği
ile dış hareket arasındaki bağıntıyı önce kendinde inceliyor sonra
canlandırdığı
oyun kişisinde görmeye çalışır.” Çalışmalar sırasında akıl uyanık!
Sıradan günlük
bir olayı sahnede yapmak: Othello’nun kendini öldürdüğü hançerin
kartondan olması
önemli değil;kendisini öldürmeye iten duyguları haklı gösterebilmesi
önemlidir.
İçten dışa aksiyon söz konusudur. İnanç gerçeklikten ayrılamaz.

Bu akımın iki güçlü temsilcisi Gustave Flaubert'in Madame Bovary adlı
romanı
ile Emile Zola'nın Nana adlı romanında cinsellik ve şiddet edebi bir
mikroskop
altında incelenerek olanca çıplaklığıyla ortaya konulmuştur. Realizm
felsefesinin
altında güçlü bir felsefi belirlenimcilik yatar. Fransız edebiyatında
Flaubert,
Zola'nın yanısıra Honore de Balzac, Stendhal, Rusya'da Lev Tolstoy,
İvan Turgenyev,
Fyodor Dostoyevski, İngiltere'de Charles Dickens ve Anthony Trollope,
Amerika'da
Theodore Dreiser, İrlanda'da James Joyce realizmin önemli
temsilcileridir. Realizm,
20. yüzyıl romanının gelişimini de önemli ölçüde etkilemiştir.

PARNASİZM

Klasizm, romantizm ve realizmin bütününe tepkili bir akımdır. Temel
kuralı "sanat
sanat içindir" diye özetlenebilir. Aslında realizmin katı toplumculuğu

ve gerçekçiliğine bir karşı çıkıştır. Daha çok şiirde kendini
gösterir. Sanatsal
biçim ve sanatsal içerik kaygısı ön plandadır. Ölçülü ve nesnel bir
anlatım,
teknik kusursuzluk ve kesin betimlemeler kullanılır. Parnas şiir için
"biçimciliği
amaçlayan" şiir tanımı da kullanılabilir. Parnasizm, bir yönüyle
kendisinden
sonraki doğalcılığa da kaynaklık yapmıştır. Zengin bir dil, zengin bir
biçim,
zengin ve yoğun bir duygusallık işlenir. 1830'lu yıllarda ortaya
çıkmıştır.
Theophile Gautier'in şiirlerini, Theodore de Banville, Leconte de
Lisle izlemiştir.
Parnasizm, edebiyat tarihinde Leconte de Lisle ile özdeşleştirilir.
Adarını
Louis Xavier de Richard ile Catulle Mendes'in hazırlayıp Alphonse
Lemerre'in
bastığı Le Parnasse Contemporain (Çağdaş Parnasçılık) adlı eserden
almıştır.

DOĞALCILIK

19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başında etkili olmuştur. Doğa
bilimlerinin, özellikle
de Darwinci doğa anlayışının ilke ve yöntemlerinin edebiyata
uyarlanmasıyla
gelişmiştir. Edebiyatta gerçekçilik geleneğini daha da ileri götüren
doğalcılar,
gerçekleri ahlaksal yargılardan, seçici bir bakıştan uzak bir
anlatımla ve tam
bir bağlılıkla anlatmayı amaçlar. Doğalcılık, bilimsel
belirlenimciliği benimsemesiyle
gerçekçilikten ayrılır. Doğalcı yazarlar, insanı ahlaksal ve akılsal
nitelikleriyle
değil, rastlantısal ve fizyolojik özellileriyle ele alır. Doğalcı
yaklaşıma
göre, çevrenin ve kalıtımın ürünü olan bireyler, dıştan gelen
toplumsal ve ekonomik
baskılar altında ezilir, içten gelen güçlü içgüdüsel dürtülerle
davranırlar.
Yazgılarını belirleyebilme gücünden yoksun oldukları için
yaptıklarından sorumlu
değillerdir.

Doğalcılığın kuramsal temelini Hippolyte Taine'in Historei de la
Litterature
Anglaise (İngiliz edebiyatı tarihi) adlı eseri oluşturur. İlk doğalcı
roman
Goncourt kardeşlerin bi hizmetçi kızın yaşamını inceleyen Germinie
Lacarteux
adlı yapıtıdır. Ama Emile Zola'nın Le Roman Experimental (Deneysel
Roman) adlı
eseri akımın edebi bildirgesi sayılır. Zola'nın yanısıra Guy de
Maupassant,
J. K. Huysmans , Leon Hennique, Henry Ceard, Paul Alexis, Alphonse
Daudet doğalcı
yapıda eserler veren yazarlardır.

SEMBOLİZM

19. yüzyılın sonlarında Fransa'da ortaya çıkmış ve 20. yüzyıl
edebiyatını önemli
ölçüde etkilemiştir. Bireyin duygusal yaşantısını dolaysız bir anlatım
yerine
simgelerle yüklü ve örtük bir dille anlatmayı amaçlar. Simgecilik,
geleneksel
Fransız şiirini hem teknik hem de tema açısından belirleyen katı
kurallara bir
tepki olarak başladı. Simgeciler, şiiri açıklayıcı işlevinden ve
kalıplaşmış
bir hitabetten kurtarmayı, insanın yaşantısındaki anlık ve geçici
duyguları
betimlemeyi amaçladı. Simgeciler, dile getirilmesi güç sezgi ve
izlenimleri
canlandırmaya, şairin ruhsal durumunu ve gerçekliğin belirsiz ve
karmaşık birliğini
dolaylı biçimde yansıtacak özgür ve kişisel eğretileme ve imgeler
aracılığıyla
varoluşun gizemini aktarmaya çalıştılar. Simgeci şiirin başlıca
temsilcileri
Charles Baudelaire 'nin şiir ve görüşlerinden fazlaca etkilenen
Fransız Stephane
Mallarme, Paul Verlaine, Arthur Rimbaud'dur. Diğer temsilcileri ise
Jules Laforgue.
Henry de Regnier, Rene Ghil, Gustave Kahn, Belçikalı Emile Verhaeren,
ABD'li
Stuart Merrill, Francis Viele Griffin'dir.

İDEALİZM

Dünyayı ve varoluşu bilinç ve düşünceye öncelik vererek açıklama
öğretisinin
temel olduğu felsefi akımın edebiyattaki uzantısıdır. İdealist
felsefenin tüm
özellikleri edebi eserlerde yer alır. 20. yüzyılın başlarında ortaya
çıkmıştır.
Bireyci dünya görüşü ve simgecilik akımına bir tepki olarak doğmuştur.
Çağcıl
yaşamın artık makineleşen toplumları ve alabildiğine serpilip gelişen
kentleriyle
bireyi topluluk içinde yaşamaya zorladığını vurgulayan idealizm, bir
arada yaşamanın
yarattığı ortak kanı ve duyguları dile getirmeyi amaçlamaktadır.
Topluluk bilincini
ve bu bilince göre bireyin varoluşunu, yaşamı belli belirsiz
yönlendiren kimi
tinsel gerçekleri betimlemeyi ön planda tutar. En büyük temsilcisi
Fransız yazar
Jules Romains'tir. Bu akımın temelleri Romains'le Chenneviere'nin
yazdığı Petit
Traite de Versification (Şiir üzerine küçük inceleme) ve Georges
Duhamel'le
Charles Vildrac'ın kaleme aldığı Notes su la technique poetique (Şiir
tekniği
üzerine notlar) adlı eserlerde ortaya konulmuştur.

GELECEKÇİLİK

20. yüzyılın başlarında İtalya'da ortaya çıkmıştır. Edebiyatta devrim
ve dinamizmi
vurgulayan akım olarak değerlendirilir. İtalyan şair, romancı, oyun
yazarı ve
yayın yönetmeni Filippo Tommaso Marinetti'nin 1909'de Paris'te Le
Figaro gazetesinde
yayınladığı bildiri ile ortaya çıktı. Bildiride, "Bizler müzeleri,
kütüphaneleri
yerle bir edip ahlakçılık, feminizm ve bütün yararcı korkaklıklarla
savaşacağız"
deniyordu. Bu geçmişin bütünüyle reddi demekti. Aynı bildiride, "Biz
dünyadaki
gerçekten sağlıklı tek şeyi, yani savaşcı ve ölüme götüren güzel
düşünceleri
yüceltiyoruz" sözleri, siyasal alanda o dönemde gelişen faşizm'den
yana
bir tavrın da açık göstergesiydi.

Gelecekçiliğin kurucusu Marinette Avrupa'dan birçok yazarı etkilerdi.
Rusya'da
Velemir Hlebinikov ve Mayakovski gelecekçiliğe yöneldi. Rus
gelecekçiler kendi
bildirgelerini yayınladı. Puşkin, Tolstoy, Dostoyevski reddedildi.
Şiirde sokak
dilinin kullanılması istendi. 1917 Ekim devriminden sonra da gelecekçi
akım
güçlendi. Mayakovski'nin ölümüne kadar etkisini sürdürdü. İtalya'daki
gelecekçiler
ilk şiir antolojisini 1912'de yayınladı. İtalya'nın 1. Dünya Savaşı'na
girmesini
ve Mussolini'yi savunuyorlardı. Onunla birlikte hapsedildiler.
Gelecekçilik
faşizm ile özdeşleşti. Ve 1920'lerin ortalarına doğru etkisini
yitirdi. Eserlerinde
mantıklı cümleler kurmayı reddeden gelecekçilerin parolası,
"sozcüklere
özgürlük"tü. Ezra Pound, D. H. Lawrence ve Giovanni Papini bu akımdan
etkilenin
yazar olarak sayılabilir.

DADAİZM

Jean Arp, Richard Hülsenbeck, Tristan Tzara, Marcel Janco ve Emmy
Hennings'in
aralarında bulunduğu bir grup genç sanatçı ve savaş karşıtı 1916
yılında Zürih'te
Hugo Ball'in açtığı cafe'de toplandı. Fransızca'da oyuncak tahta at
anlamına
gelen "Dada" akımın ismi olarak seçildi. Bildirisi de burada
açıklandı.
Bu akım, dünyanın, insanların yıkılışından umutsuzluğa düşmüş, hiçbir
şeyin
sağlam ve sürekli olduğuna inanmayan bir felsefi yapıdan etkilenir. 1.
Dünya
Savaşı'nın ardından gelen boğuntu ve dengesizliğin akımıdır. Kamuoyunu
şaşkınlığa
düşürmek ve sarsmak istiyorlardı. Yapıtlarında alışılmış estetikçiliğe
karşı
çıkıyor, burjuva değerlerinin tiksinçliğini vurguluyorlardı.

Toplumda yerleşmiş anlam ve düzen kavramlarına karşı çıkarak dil ve
biçimde
yeni deneylere giriştiler. Çıkardıkları çok sayıda derginin içinde en
önemlisi
1919-1924 arasında yayınlanan ve Andre Breton, Louis Aragon, Philippe
Soupauld,
Paul Eluard ve Georges Ribemont-Dessaignes'in yazılarının yer aldığı
Litterature'dü.
Dadacılık 1922 sonrasında etkinliğini yitirmeye başladı. Dadacılar
gerçeküstücülüğe
yöneldi.

VAROLUŞÇULUK

Yirminci yüzyılın ilk yarısının sonlarına doğru Fransa'da ortaya
çıktı. Öncelikle
bir felsefi akımdır. En önemli temsilcileri Martin Heidegger, Karl
Jaspers,
Jean-Paul Sartre, Gabriel Marcel ve Maurice Merleau-Ponty olmuştur.
Felsefi
bakımdan temelleri ise bunlardan önce Nietzsche, Kierkegaard, ve
Husserl gibi
düşünürler tarafından atılmıştır. Varoluşçuluk 4 temel fikri savunur:
1) Varoluş
her zaman tek ve bireyseldir. Bu görüş bilinç, tin, us ve düşünceye
öncelik
veren idealizm biçimlerinin karşıtıdır.

2) Varoluş, öncelikle varoluş sorununu içinde taşır ve dolayısıyla
varlık'ın
anlamının araştırılmasını da içerir.

3) Varoluş insanın içinden bir tanesini seçebileceği bir olanaklar
bütünüdür.
Bu görüşher türlü gerekirciliğin karşıtıdır.

4) İnsanın önündeki olanaklar bütünü öteki insanlarla ve nesnelerle
ilişkilerinden
oluştuğundan varoluş her zaman bir "dünyada var olma"dır. Bir başka
deyişle insan her zaman seçimini sınırlayan ve koşullandıran somut
tarihsel
bir durum içindedir.

Varoluşçuluğun etkileri çağdaş kültürün çeşitli alanlarında görüldü.
Kierkegaard'ı
izleyen Franz Kafka, Das Schools, Şato, Der Prozess, Dava adlı
eserlerinde insanın
varoluşunu bir türlü ulaşamadığı istikrarlı, güvenli ve parlak bir
gerçeklik
arayışı olarak betimledi. Çağdaş varoluşçuluğun özgün temaları,
Sartre'ın oyunları
ve romanlarında, Simone de Beauvoir'in yapıtlarında, Albert Camus'nün
roman
ve oyunlarında, özellikle de L'Homme revolte (Başkaldıran İnsan) adlı
denemesinde
işlendi.


-------------------------------------------------------------------------------------------------

Batı tiyatrosu bugün de genel olarak Stanislavski'nin sahne düzeni ve
oyunculuk
anlayışına dayalı bir gerçekciliği sürdürmekle birlikte, 20. yüzyılın
ilk yarısında
dışavurumculuk, gelecekçilik ve Bertolt Brecht'in epik tiyatrosu gibi
gerçekçilik
karşıtı akımlar da etkili oldu. Bu akımların hepsi farklı amaçlar ve
yöntemlerle
de olsa, sanatın gerçeği yansıttığı düşüncesine karşı çıktılar;
doğallık yanılsamasını
kırarak sanatın doğal değil yapılmış bir şey olduğunu savundular.
Geliştirdikleri
deneysel teknikler tiyatroyu bir vakit geçirme ve eğlenme aracı
olmaktan çıkardığı
için de çoğu zaman seyirci çekemedi, hatta skandallara yol açtı. Bu
yeni akımların
bir başka özelliği de, oyun yazarları kadar sahne tasarımcıları ve
yönetmenlerin
de öne çıkması, kuramcı kimliğini kazanmalarıydı.

Sanat Akımları


avatar
Dildar Geverî
HızLı Üye
HızLı Üye

<b>Cinsiyet</b> Cinsiyet : Erkek
<b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 103
<b>Puan</b> Puan : 177
<b>Rep Puan</b> Rep Puan : 2
<b>Nerden</b> Nerden : CenneTTen :)
<b>Yaş</b> Yaş : 23
<b>Ruh Hali</b> Ruh Hali :
<b>Takım</b> Takım :

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

ilan Geri: 19.yy Sanat Akımları

Mesaj tarafından qaMe 0weR Bir Salı Haz. 29, 2010 12:48 pm

çok Tşq Ederm Güzel ßilgiler İçin :)
avatar
qaMe 0weR
SuperMod
SuperMod

<b>Cinsiyet</b> Cinsiyet : Erkek
<b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 296
<b>Puan</b> Puan : 323
<b>Rep Puan</b> Rep Puan : 7
<b>Nerden</b> Nerden : Uzay
<b>Yaş</b> Yaş : 25
<b>Ruh Hali</b> Ruh Hali :
<b>Takım</b> Takım :

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

ilan Geri: 19.yy Sanat Akımları

Mesaj tarafından Hüqo Bir Perş. Ara. 02, 2010 7:39 am

paylaşım için tşk . hepsini okudunmu kesin
avatar
Hüqo
HızLı Üye
HızLı Üye

<b>Cinsiyet</b> Cinsiyet : Erkek
<b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 172
<b>Puan</b> Puan : 411
<b>Rep Puan</b> Rep Puan : 4
<b>Nerden</b> Nerden : Uzay
<b>Yaş</b> Yaş : 26
<b>Ruh Hali</b> Ruh Hali :
<b>Takım</b> Takım :

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz